Aspova & Worry – güya Şarkı Sözleri

 Aspova & Worry – güya Şarkı Sözleri


Çok sevecektik güya

Yine sonu aynı bi rüya

Sen gülüyordun

Ben ölürken


İçi boş dışı süslü bu sözler

Etim kemiğim seni özler

Ben dönüyordum sen gidiyorken


Ya kal ya git

Yakar vakit

Nerden düştüm o ellerine

Çok pis düştüm beni anlamıyorlar


Azal da bit

Bu kadar basit

Yaptığın canıma kasıt of

Bu aşk bi zulüm taş mı var o kalp yerine


Çok sevecektik güya

Yine sonu aynı bi rüya

Sen gülüyordun

Ben ölürken


İçi boş dışı süslü bu sözler

Etim kemiğim seni özler

Ben dönüyordum sen gidiyorken


Çok sevecektik güya

Yine sonu aynı bi rüya

Sen gülüyordun

Ben ölürken


İçi boş dışı süslü bu sözler

Etim kemiğim seni özler

Ben dönüyordum sen gidiyorken


Ya kal ya git

Yakar vakit

Nerden düştüm o ellerine

Çok pis düştüm beni anlamıyorlar


Azal da bit

Bu kadar basit

Yaptığın canıma kasıt of

Bu aşk bi zulüm taş mı var o kalp yerine


Çok sevecektik güya

Yine sonu aynı bi rüya

Sen gülüyordun

Ben ölürken


İçi boş dışı süslü bu sözler

Etim kemiğim seni özler

Ben dönüyordum sen gidiyorken


Çok sevecektik güya

Yine sonu aynı bi rüya

Sen gülüyordun

Ben ölürken


İçi boş dışı süslü bu sözler

Etim kemiğim seni özler

Ben dönüyordum sen gidiyorken


Aspova & Worry – “Güya” şarkı analizi

Bazı şarkılar vardır, daha ilk cümlesinde bir şeylerin yanlış gittiğini hissettirir; “Güya” da tam olarak böyle bir yerden açılıyor kapısını.

Aspova ve Worry’nin “Güya”sı, adı üstünde bir “olmamışlık” hikâyesi. Başta büyük duygular, büyük sözler var ama zaman geçtikçe her şeyin aslında ne kadar yüzeysel olduğu ortaya çıkıyor. Şarkı analizi açısından bakınca bu parça, iki insanın aynı hikâyede ama tamamen farklı duygularla yaşamasını anlatıyor. Biri severken diğeri çoktan kopmuş bile.

Hikâye çok tanıdık ilerliyor aslında. Başta “çok sevecektik güya” denilen bir umut var. Ama bu umut, baştan sona bir yanılsama gibi. Bir taraf hâlâ o ilk hayalin içinde dönüp dururken, diğeri çoktan gitmiş. “Ben dönüyordum sen gidiyorken” cümlesi bu kopuşun en net anı; aynı anda iki farklı yön, iki farklı gerçeklik.

Şarkının kırılma noktası ise duygunun tek taraflı olduğunun kabul edilmesi. “Sen gülüyordun ben ölürken” derken anlatılan şey sadece bir abartı değil; birinin hafif, diğerinin ağır yaşadığı bir ilişki. Bu, çoğu insanın hayatında bir noktada hissettiği o dengesizlik hissiyle birebir örtüşüyor.

Alt metinde ise daha sert bir duygu var: kırgınlıkla karışık öfke. “İçi boş dışı süslü bu sözler” derken sadece sevgiliye değil, ilişkinin tamamına bir eleştiri var. Söylenen sözler güzel ama içi dolu değil. Bu da şarkının en gerçek tarafı; çünkü çoğu zaman insanı yıkan şey yaşananlar değil, inanılan sözler oluyor.

Bir başka güçlü an “Bu aşk bi zulüm taş mı var o kalp yerine” kısmı. Burada artık romantik bir dil yok; doğrudan bir sitem var. Karşı tarafın hissizliği neredeyse insanlıktan uzak bir noktaya konuluyor. Bu da şarkının duygusal tonunu sertleştiriyor.

“Ya kal ya git, yakar vakit” sözleri ise kararsızlığın yarattığı yorgunluğu gösteriyor. Beklemek, belirsizlik, umut etmek… hepsi zamanla insanı tüketen şeyler. Bu satır, şarkının en sade ama en gerçek cümlelerinden biri.

Genel olarak “Güya”, büyük lafların küçük kaldığı bir ilişkiyi anlatıyor. Aspova ve Worry, süslü cümlelerin arkasındaki boşluğu gösterirken, dinleyene de şu duyguyu bırakıyor: bazen en çok can yakan şey, hiç yaşanmamış bir hayalin bitişidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Candemirtheater - Gel Dedim Geldin Şarkı Sözleri & Analizi

Melek Mosso - Gidenlerden Şarkı Sözleri

Mem ARARAT - Lorî Şarkı Sözleri