Sezai Karakoç - Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine Şiiri Sözleri
Sezai Karakoç’un “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiiri, insanın dünyadaki yalnızlığını, ilahi aşka ve hakikate duyduğu özlemi anlatan derin bir şiirdir. Şair, sevgili üzerinden hem manevi bir arayışı hem de kaybolan değerlerin yeniden bulunma umudunu işler. 🌹
Bu Şiir ne anlatıyor?
Şiir, dünyadaki geçici sürgünlük hissiyle başlayan ve gerçek huzura, aşka, inanca ulaşma arzusuyla devam eden bir iç yolculuğu anlatır. Sezai Karakoç, “sevgili” kavramını yalnızca insani bir aşk olarak değil; ulaşılması arzulanan kutsal ve yüce bir anlam olarak kullanır.
Şairin dünyaya, modern uygarlıklara ve geçmişin kaybolan değerlerine bakışı; onun kendi özüne ve manevi köklerine dönüş isteğini gösterir.
Temel Temalar:
Manevi arayış ve hakikate ulaşma isteği
Aşkın yüceliği ve kutsal sevgili
Dünya hayatının geçiciliği
Sürgünlük ve yalnızlık duygusu
Geçmiş, medeniyet ve kültürel hafıza
Umut ve yeniden doğuş
Şiirin Anlamı:
“Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine”, insanın kendini dünyada eksik ve yabancı hissetmesini anlatırken, gerçek ait olduğu yere dönme arzusunu dile getirir. Şairin “sevgili”ye seslenişi, yalnızca bir kişiye değil; aşkın, merhametin ve sonsuzluğun kaynağına yönelen bir çağrı gibidir.
Şiirde Paris, New York, Londra gibi şehirlerle yapılan karşılaştırmalar; maddi gelişmelerin insanın iç dünyasındaki boşluğu dolduramayacağını vurgular. Asıl aranan şey, kalbin ve ruhun huzur bulacağı manevi bir merkezdir.
Şiirden Seçili Vurucu Kısımlar:
“Bana ne Paris’ten
Newyork’tan Londra’dan”
Bu bölüm, şairin dış dünyanın ihtişamından çok içsel ve manevi değerlere önem verdiğini gösterir.
“Uzatma dünya sürgünümü benim”
Şiirin en güçlü tekrarlarından biri olan bu ifade, insanın geçici dünya hayatından kurtuluş ve gerçek huzura kavuşma isteğini simgeler.
“Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır”
Bu dize, şiirin inanç merkezli yönünü ve görünen dünyanın ötesindeki hakikat arayışını anlatır.
Sezai Karakoç - Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine Şiiri Sözleri
II
Gelin gülle başlayalım atalara uyarak
Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine
Bir anda yükselen bir bülbül sesi
-Erken erken karlar ortasında
Güneş dönmüş ışık saçan bir yumurta-
Bana geri getirir eski günleri
...Paslanmış demir bir kapı açılır
Küf tutmuş kilitler gıcırdarken
Ta karanlıklar içinde birden
Bir türkü gibi yükselirsin sen
Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
Söyleyemediğim ateşten kelimeleri
Şuuraltım patlamış bir bomba gibi
Saçar ortalığa zamanın
Ağaran saçın toz toprağını
Bana ne Paris'ten
Newyork'tan Londra'dan
Moskova'dan Pekin'den
Senin yanında
Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
Geceme gündüzüme
Gözlerin
Lale Devrinden bir pencere
Ellerin
Baki'den Nefi'den Şeyh Galib'den
Kucağıma dökülen
Altın leylak
III
Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarla
Tırmanmışlar surlarıma burçlarıma
Kimi ırmaklardan yansıma
Kimi kayalardan kırpılma
Kimi öteki dünyadan bir çarpılma
İçi ölümle dolu
Dönen bir huni
Doğarken güneş
Kesilmiş ölü yüzlerden
Bir mozayik minyatürlerden
Dokunur tenimize
Soğuk bir azrail ürpertisiyle ay
Ve birden senin sesin gelir dört yandan
Menekşe kokulu sütunlardan
Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan
Gözlerine ait belgeler sunulur
Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi
Senden bir gök
Senden yıldızlar ördüler
Ateş böcekleri
O gece dört yanıma
Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı
Sen bir anne gibi tuttun ufukları
Ve çocuklar gülle anne arasında
Seninle güller arasında
Tuhaf bir ışık bulup eridiler
Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler
Aramızdaki sırra
Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar
Gençlik monologları
Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben
IV
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
TikTok-vari Son Açıklama:
Bir insan bazen kalabalıkların içinde bile kendini sürgünde hisseder… Sezai Karakoç’un bu şiiri, kaybolan bir yere değil; insanın kendi ruhunda aradığı o büyük huzura dönüş hikâyesi. 🌙
Yorumlar
Yorum Gönder
👉 Şarkıyı beğendin mi? Sözleri sana neler hissettirdi? Hemen yorumunu ekle, senin cümlen belki de başka bir dinleyiciye ilham olacak!
Şarkı hakkında yorumlarını yaz ve bu müzik deneyimine sen de ortak ol.